|
Elif Özer
|
 |
« Yanýtla #1 : Aðustos 29, 2008, 04:19:59 pm » |
|
Ebrudaki görünen su nukûsâta iyi bak, Suunât-i ilâhîdir sifatindan ayan Hak Naks-i sun’un pertevinden Hubb-u Rahman âsikâr, Rûyetullah sirridir bu müsemmâdir her varak.
Zan etme ki bu eskâlin hâlikiyiz senle ben, Gafil olup sirke dalma bir fâildir is gören, Firça, çanak, boya, tekne vâsitadir bilmis ol, Hep suver-i ilmiyyedir mezâhirde görünen.
Türlü türlü sekillerle arz-i dîdâr eyleyen, Kitâb, levha, sâir esya zeyn-i envâr eyleyen, Suh ve câzip hatlariyla kalb-i insan zevkiyâb, Saltanat-i ebrûdur bu ask-i izhar eyleyen.
Onaltinci yüzyilinda Turan ebru mebdei, Orda zâhir olmus amma burda bulmus nes’eyi, Yüce Türkler ülkesinde kemâl bulmus bu hüner, Rabbim dâim hifz eylesin ebrû yapan zümreyi.
Ebru demek ebir demek yâni gökteki bulut, Ab-i rû da tutar mânâ su yüzüdür et suhût, Bir kelâm-i farisîdir ebrû insan kaslari, Her tevcihe sezâdir kim mânâsi da pek velût.
Kadîm ecdât yâdigari müzeyyen bir san’âttir, Tabiatten mülhem olan bu nakislar mir’âttir, Sâni-i Hak sun’undan hep kendi kendin seyreder Nakis nakkas sey-i vâhit bir vahdeti hikmettir.
Bu meslekte çok ustalar emek verip yetismis, Biz yetistik zevâline hepsi Hakka göç etmis, Büyük üstat Özbek Seyhi Ethem Kâmi Efendi, Hezar-fen, pür mârifet bu san’âtta pîr imis.
Son zamanlar sems-i ebru gurub etmis nâgihân, San’atkâri kalmamis hiç, ne de isten anlayan, Bir er çikmis Üsküdar’dan ihyâ etmis bu zevki, Ismi hattât Necmeddin’dir tek üstatdir bu zaman.
Üstadimiz Necmi Molla çigir açmis bu iste, Azimkârdir, muktedirdir anlayista seziste, Lâle sünbül karanfille bezendirmis ebruyu, Tâlim etmis tâliplere zevâl yok bu gidiste. .
Destizenkte ezilir hep renkli cism-i boyalar, Sari zirnik inatçidir ebrucuyu oyalar, Zirnik, lâhur, gül bahar, al ebruda hep esastir, Bu dört renkle çok renk olur bu cümbüste neler var.
Bu çesitli boyalarin cilvegâhi teknedir, Rahm-i mâder gibi sanki reng-i vusla tesnedir, Tekne içre kitre mahlûl bekler sirr-i fitrati, Bazen tutar bazen tutmaz bir acâyip nesnedir.
Ayri ayri çanaklarda boyalarin kivami, Su, öd ile ayarlanir baslar isin devami, Kitreli su üzerine firçalarla boyalar, Serpilerek naksedilir kâgda çikar tamami.
Târif gerçi kolay amma tatbikatta güçlük var, Tecrübesiz yapilirsa insân olur bî karar, Görünüse aldanip da çok kolaymis deme sen, Bir ihtisas isidir bu âsik olan er yapar.
Mütenevvî sekillidir ebrûlarin sureti, Battal, hatip, taramayla gör âsâr-i kudreti, Karanfille lâle sünbül papatyayla menekse, Tarakli da tezyin eder bu elvân-i kesreti.
Ebru yapan seyredende gam kasâvet bulunmaz, Gönülleri tensit eder zevkle doyum olunmaz, Yapan hayran, bakan hayran, alan, satan hep ayran, Bu ebrudan zevk almayan ebrucuya yâr olmaz.
Nazar kildik kâinata baktim mutlak ebruya, Vech-i yâri âyan gördüm salât ettim bu Ru’ya, Kenz-i mahfi tezâhürü ask-i Hüdâ nümâyan Ebru görüp Allah dedim irdim kalbi duyguya.
Bî hududu zevk-i elvan ebruculuk san’âti, Erbâbinin nazarinda çoktur onun kiymeti, Her varakta sirr-i cemâl âsikârdir zahidâ, Bu ebrûlar, bu safâlar hepsi askin hikmeti.
Ben ebrûya âsik oldum düstüm onun pesine, Leylâ gibi nazlar etti yaramadi isime, Bir aralik isyan ettim görmedim hiç iltifat, Insaf edip yüzün güldü isler açti basima.
Besmeleyle tezgâh açip ebru yapan kisiyiz, Firça ile su üstünde hüner satan kisiyiz, Üstadimiz Özbek Seyhi hem Necmeddin hocadir, Büyüklere boyun kesip Hakka tapan kisiyiz.
Ey Mustafa naks-i sevda sana neler ögretti, Derûnunda duran nakkas “Eynemâ”yi ögretti, Bab-i ebrû rehnümadir vech- bâkî fehmine, Ârif olan bu ezhari bir noktadan seyretti.
|